İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte halkla buluştu. İktidar kanadı eliyle, seçim ayarlı eş zamanlı iftira kampanyası başlatıldığına dikkat çeken İmamoğlu, “Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Kampanya, bildiğimiz şey. Tam da şu: Sahte videolar ile kumpas videoları ile neymiş; terör örgütü beni destekliyormuş gibi gösteren videolar. Onlarca hesaptan aynı anda kumpas başladı. Milyonlarca reklam vererek, bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Siz bu videoları hatırlıyorsunuz. Nereden hatırlıyorsunuz? Bir önceki seçimden, değil mi? Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp, kumpası, ‘Ama montaj ama şu ama bu’ sözleriyle itiraf etmişti. Bakın, sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum: Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız, bende toz zerresi kadar leke bırakmaz. İşinize bakın” dedi.

stanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP Çatalca Belediye Başkan adayı Erhan Güzel ile birlikte, “Çatalca Avrupa Yakası Müteferrik 1 İçme Suyu Temel Atma Töreni ve Halk Buluşması”na katıldı. Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran coşkulu kalabalık, İmamoğlu ve Güzel’e sevgi gösterilerinde bulundu. Tören ve buluşma, İSKİ Genel Müdürü Dr. Şafak Başa’nın Çatalca özelinde yaptıkları ve yapacakları hizmetleri anlattığı konuşmayla başladı. Dr. Başa ve Güzel’in ardından Çatalcalılarla buluşan İmamoğlu, “Atık su konusu da Çatalca'da önemli bir konu. Ve atık su sorununu çözmek için, su baskınlarını önlemek için, artan içme suyu ihtiyacını karşılayabilmek için Çatalca'da İSKİ projelerimize 1 milyar 200 milyon lira civarında yatırım yapıyoruz. Tamamladığımız ve devam eden projelerin toplam bedeli, 2 milyar 500 milyon lira. Bu rakam, Çatalca tarihinde hiçbir zaman Çatalca'ya yapılmış bir yatırım değil. Bu yatırımı biz yaptık, yapmaya devam ediyoruz” dedi.

“İKTİDARIN ORTAYA KOYDUĞU AHLAK, İYİ AHLAK DEĞİL”

Çatalca Belediye Başkanı’nın, ilçede yaptıkları hiçbir temel atma ya da etkinliğe katılmadığını belirten İmamoğlu, “Ben, hayata şöyle bakıyorum. Bu makamlar, gelir geçer. Benim şu anda bulunduğum makam, çok kutlu bir makam. Kadim şehrimizin önemli bir makamı. Bu makamın sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı. Çatalca'nın belediye başkanlığı makamının da sahibi Çatalcalılar. Bazıları şöyle düşünüyor olabilir: O makam, ona kimin tarafından verildiyse, o makamın sahibi de o zannediyor olabilir. Değil sevgili kardeşim, değil. Makam milletin, milletin. Millete ait olan makamın hakkını verirken, insanların siyaseti, şusu, busu seçimden öncesinde kalır. Seçim biter, sonra hizmet yolculuğu başlar. Bu hükümet atmosferi değiştirdi. Bunlar iklimi değiştirdi, ahlakı değiştirdi. Ama onların ortaya koyduğu ahlak, iyi ahlak değil. Onun peşinden gidenin hali yaman. Biz, milletin yolunun peşinden gidiyoruz. Bizim yolumuz o” ifadelerini kullandı.

“KANAL İSTANBUL DENEN DOĞAL FELAKET KAYNAĞINI BU MİLLETİN BAŞINA AÇMALARINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Çatalca özelinde yaptıkları hizmetleri detaylandıran İmamoğlu, özetle şu konuşmayı yaptı:

“Çatalca'nın tarım alanlarına, ormanlarına, Çatalca'nın güzelim doğasına, meralarına göz dikmiş birileri de var. Tarıma saygı duymayan birileri de var. Ağızlarına almasalar da Kanal İstanbul denen ihanet projesiyle beraber Silivri'ye, Çatalca'ya uzanan alanları kontrolsüz bir biçimde, dehşet bir sürece taşıma gayretinde olanlar var. Bu, İstanbul'un sonu demek olur. Onlara karşı çok uyanık olmak ve el birliğiyle karşı durmak mecburiyetindeyiz. Bunlar ‘Gündemimizde yok’ diyorlar. Sakın inanmayın. Bunlar, seçimden önce her kılığa girerler. Bunlar, her türlü renge bürünürler. Bunlar, asıl niyetlerini gizlemeye çalışan insanlar. Ama ilk fırsatta harekete geçirecekler. Zaten ‘yapmayacağız’ demiyorlar; diyemiyorlar. Öyle çevrelere öyle sözler, öyle vaatler verdiler ki; yapmak mecburiyetindeler. Onun için sandıkta ne olacağız? Birlik olacağız, birlik. Kanal İstanbul denen büyük doğal felaket kaynağını, milli güvenlik sorununu bu milletin başına açmalarına izin vermeyeceğiz. Bu şehre muhafızlık yapacağız. Onlar talanla, yalanla, iftirayla hayatlarını sürdürsünler. Onlar israfla gündeme geldiler. Biz, icraatla gündeme geldik.”

“MİLLETİN PARASINI, MİLLETE DAĞITIYORUZ; DAHA DA ÇOK DAĞITACAĞIZ”

“Onların döneminde hangi parselde, kime daha fazla imar verilirdi; öyle konuşuldu. Biz ise, 4,5 yıldır Halk Süt'le, Anne Kart’la, kreşlerle, eğitim desteği ve burslarıyla…. 100 bin üniversite gencine bu kardeşiniz, ekip arkadaşlarıyla beraber -helali hoş olsun- 7 bin 500 lira burs verdik bu sene. Seneye, 100 bin gencimize 15’er bin lira vereceğiz. Bu zor günlerde, bu dar günlerde, başımıza yoksulluğu bela etti bu hükümet. Paramızı pul etti. Emeklimizi fakir eyledi. Biz, elimizden gelen katkıyı, fedakârlığı yapacağız. Niye biliyor musunuz? Onların derdi başka, ama bizim derdimiz ne biliyor musunuz? Milletin parasını, millete dağıtıyoruz, millete. Önümüzdeki dönemde daha çok dağıtacağız. Tek asgari ücretle geçinen evlere, tek emekli maaşıyla geçinen evlere, yıllık 10 bin lira pazar desteği vereceğiz. Bu haneler, Halk Ekmek büfelerinden ücretsiz olarak günde bir ekmeğini alacak. Tek asgari ücretle geçinen hanelerdeki bir kişiye, tam 10 bin lira da ulaşım desteği vereceğiz. Yeni evli çiftlere, evlenecek çiftlere sağlamakta olduğumuz evlilik desteğini -ki biz başlattık- 30 bin liraya çıkaracağız. Ve bunu, İstanbul genelinde, bu beş yılda 100 bin çifte çıkaracağız. İhtiyaç sahibi, lise ve üniversite öğrencisi gençlere, yılda iki defa kıyafet kuponu desteği sağlayacağız.”

“SÖZÜM ONA BU ARKADAŞLAR, SADECE İSTANBUL KONUŞACAKLARDI”

“Sözüm ona bu arkadaşlar, bu kampanyada sadece İstanbul konuşacaklardı. Böyle dediler; hatırlayın. Daha birkaç hafta dayanabildiler, hemen su kaynattılar, hemen kayış attılar. Çünkü görüyorlar; İstanbul başardı. Hep birlikte israfı bitirdik, hizmeti getirdik. Bundan geri dönüş yok. İstanbul'un yeniden ihmale, ihanete, israfa dönmeye tahammülü yok; dönmeyecek. Eşitlik ve adalet yolunda, hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Birlik ve kardeşlik yolunda, hep birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hazır mıyız? Birlikten, kardeşlikten söz açılmışken, şimdi biraz sizlerle dertleşmek istiyorum. Bakın; beş yıldır konuşmalarımı dinliyorsunuz. Tavrımı biliyorsunuz. Soruyorum; Allah aşkına, benim bir gün -hangi siyasi görüşten olursa olsun, hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi inanca sahip olursa olsun fark etmez- bir kişiye ayrımcılık yaptığımı ya da ötekileştirdiğimi gördünüz mü? Peki, sevgili hemşerilerim, bana her gün hakaret eden siyasi rakiplerimin, bir gün bile onların vatanseverliğini ya da onların inancını sorguladığımı işittiniz mi? Kıskanıyorlar, doğru. Kıskanıyorlar. Çekemiyorlar. Kimse, kendisine karşı böyle bir şey yapılmasını hoş karşılamaz. O zaman kendisine yapılmasını istemediğin şeyi, bir başkasına yapmayacaksın.”

“BU KUMPASIN PATRONU…”

“Bunları niye söylüyorum? Çok eş zamanlı bir operasyon başladı. Yeni yeni filizlendirmeye çalışıyorlar. Operasyonun sahibini de belli ediyor. Ne zaman ki rakibim aday, hakkımda iftiralara başladı; aynı anda eş zamanlı sosyal medya üzerinden de aynı kampanya harekete geçti. Kampanya, bildiğimiz şey. Tam da şu: Sahte videolar ile kumpas videoları ile neymiş; terör örgütü beni destekliyormuş gibi gösteren videolar. Onlarca hesaptan aynı anda kumpas başladı. Milyonlarca reklam vererek, bu videoları herkesin görmesini istiyorlar. Rakibimin açıklamalarıyla eşgüdümlü başladı. Bakın altını çiziyorum bunun. Rastgele değil. Peki siz bu videoları hatırlıyorsunuz. Nereden hatırlıyorsunuz? Bir önceki seçimde, değil mi? Bu kumpasın patronu, o zaman canlı yayında, milyonlarca vatandaşın gözüne bakıp, kumpası nasıl itiraf etmişti? Ne demişti? ‘Ama montaj ama şu ama bu’ demişti. Bakın, sahibi çok belli. Kumpası yapanlara sesleniyorum: Öncelikle kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi, bana da yapmayın. Ha yapmaya devam mı edeceksiniz? Yine kaybedeceksiniz. Yine kaybedeceksiniz. Yine kaybedeceksiniz. Her babayiğidin yoğurt yiyişi farklıdır. Sizin o kumpaslarınız, iftira kampanyalarınız, bende toz zerresi kadar leke bırakmaz, bırakmaz. İşinize bakın.”

“ATA’YA HAKARET ETMEK, KÜFRETMEK; NE YAZIK Kİ BUNLARIN DÖNEMİNDE SERBESTLEŞTİ”

“Bunlar, bu milletin milli duygularını, inancını rencide edecek seviyede, ne yazık ki her şeyi alet ediyorlar. Bunlara söylüyorum, buradan sesleniyorum: Ben, sizin gibi günübirlik Atatürkçü değilim. Çıkıyor bir meczup; bize, yüzümüze, gözümüzün içine baka baka Atatürk'e hakaret ediyor. O meczup hakaret ediyor, ama kimsenin çıtı çıkmıyor. Herkes bir anda lal oluyor. Ağzını açan yok. Ata’ya hakaret etmek, küfretmek; ne yazık ki bunların döneminde serbestleşti. Bu meczup gibiler bir de bize Osmanlı dersi vermeye kalkıyor. Sen kim, Osmanlı kim? Sen ne anlarsın Osmanlı'dan? Osmanlı da bizim, sarı saçlı mavi gözlü lider de bizim liderimiz. Bunu buradan bilin. Bu yeminli Atatürk düşmanlarını, bu iktidar, sadece bu tür durumlarda uzaktan izlemiyor. Ne yapıyor biliyor musunuz? Onlara destek de oluyor, destek. Hem de öyle az-buz destek değil.”

“Ne mübarek aile değil mi?”

“Şimdi bilmediğiniz şeyler söyleyeceğim. O küfürbaz Atatürk düşmanı, onların siyasi yol arkadaşı. Doğru mu? Yetmedi. Atatürk'e küfreden o adamın oğlu, hala partilerinin milletvekili. Oğlu, oğlu. Yetmedi. Damadı Sakarya Çevre İl Müdürü. Yetmedi. Abisini bir şirketin başına kayyum atadınız. Diğer oğlunu da Kocaeli İşkur İl Müdürü yaptınız. Aileye bak, aileye! Yetmedi. Abisinin damadı da eski milletvekili. Hani şu ‘Yeliz’ var ya Yeliz. O işte. O arkadaş. Bakın işte sizin liyakat anlayışınız. Atatürk'e hakaret edenlerin sülalesine üst düzey kamu görevleri vermek mi sizin Atatürkçülüğünüz? Vatanseverliğiniz bu mu? Siz, bu halkın çocuklarının hak ettikleri makama gelmesini istemeyenlersiniz. Bu anneler, bu hanımefendiler, bu çocuklarını, bu sıraladığım insanlardan katbekat daha iyi yetiştiriyor. Ama sizin tek derdiniz bir avuç insan ve onların aileleri. Bizim derdimiz ne biliyor musunuz? Bizim derdimiz 16 milyonun, milletin evlatları, milletin. Onun için siz, partizanlıkla milyonlarca gencin hakkını gasp edenlersiniz. Siz, alın teriyle başarı zincirini kırarak, bu toplumun dengesini bozan bir yapısınız. Aileye bakın ya: Babası bunlardan milletvekili. Oğlu milletvekili. Damadı milletvekili. Diğer oğlu genel müdür. Damadı genel müdür. Abisi kayyum genel müdürü. Ne mübarek aile değil mi? Ne mübarek aile. Bir de bu memleketin başının tacına hakaret edecek, küfredecek… Devletin bir tane kurumu bile harekete geçmedi. Yazıklar olsun size. Yazıklar olsun size.”

“BU SALTANATI KİM YERLE BİR EDECEK BİLİYOR MUSUNUZ?”

“Biliyorsunuz; 2015 yılında, bunların zamanında, Çatalca'da, KİPTAŞ konutlarının 100’den fazlası, bunların partili yandaşlarına dağıtıldı. Kimler yok, kimler? Şimdi milletvekili yaptıkları Kadın Kolu Başkanı var. Belediye başkanlarının oğlu var. Başkan yardımcısının kızı var. Vakıflarının yöneticileri var. Zaten deprem olur, deprem konusunda kurada her nedense, o kura milletvekiline çıkar. Bugün de buraya gelirken okudum. TOKİ'nin alt gelir seviyesi için yaptığı ‘İlk evim arsa’ projesinden arsa bilin bakalım kime çıkmış. AK Parti milletvekiline yine. İşte işte bunların gerçek yüzü bu. Bu saltanatı kim yerle bir edecek biliyor musunuz? Vicdanlı ve hakkını koruyan milyonlarca genç, yerle bir edecek yerle bir. Hem de ne zaman biliyor musunuz? Çok uzak değil. Sadece 35 gün sonra. 31 Mart'ta, hep beraber bunlara öyle bir ders vereceğiz ki; milleti tehdit etmeyi bırakacaklar. Onları milletin hizmetkârı yapacağız. Onları da yapacağız. Hep beraber yapacağız, hep beraber. Seçimde öyle bir ders alacaklar ki, kalan zamanlarında enflasyonu düşürmek için uğraşacaklar. Kalan zamanlarında, berbat ettikleri ekonomiyi, maliyet artışlarını, dibe vuran asgari ücreti düzeltme gayretinde olacaklar. Bunlara halkımız, hangi partiden olursa olsun İstanbul İttifakı, milletimizin o güçlü vicdan birliği, öyle bir ders verecek ki, sandıktan bir gün sonra tutuşup hükümet işlerine koşacaklar. Ekrem İmamoğlu'yla uğraşmayı bırakacaklar.”

“BİRLİK OLUN; HEPİMİZ İÇİN, HEP BİRLİKTE KAZANALIM”

“Sevgili Çatalcalılar; bu şehrin çocuklarına, bu şehrin gençlerine, bu şehrin saygıdeğer annelerine, hanımefendilerine, dar gelirlilerine, emeklilerine sahip çıkanı seçin. Güzel günler için, bir kez daha birlik olun. Birlik olun; hepimiz için, hep birlikte kazanalım. Haydi, İstanbul tam yol ileri. Ben, bu şehrin Erhan Bey'le gençleşeceğine, enerjisini bulacağına, sokakta, caddede, pazarda onunla birlikte hizmet üreten bir belediye başkanı olacağına, ahlakına, erdemine, iş yapma çalışkanlığına kefilim. Çatalca'da Erhan Güzel'e oy vermek için hazır mıyız? Meclise d